bir döneme damgasını vuran rock özentiliği

  • artık iyice sonlanmış özentiliktir. emre aydın, gripin, yüksek sadakat, teneke gibi s*kimtrak gruplar hala yaşatmaya ve bu kitleye hitap etmeye çalışsalar da, nihayet öldü o dönem.

    şurdan aklıma geldi;
    gene iletişime kapalı bi şekilde koltuğa uzanmış entry kasıyordum geçen gün ve ev arkadaşımın arkadaşı olan, gece kulübü adamı tarzında bir vatandaşla şu diyaloğu yaşadık:
    -hacı napıyosun nette bu kadar ya?
    +sözlükteyim.
    yılmadı, muhabbet edecek mına koyim illa.
    -bu çalan kim?
    +jethro tull.
    -rakçıyım diyosun yani ehehe
    elini de devilhorn yapmış... bu adamların şu espri gayretleri yok mu
    -e gripin konseri vardı geçen, sen gelmedin?

    şimdi iki saat gripinin ne kadar osuruktan tayyare bir müzik yaptığını da anlatamazsın, hani basit riffleri var adamların, sözleri sadece aşka dair falan, masteringleri pop müziğe daha yatkın bilmem ne... anlayacak olsa anlat da...
    +bilmem, gripin sevmem pek. diye geçiştirdim.
    -anladım. biz de bi ara rak dinlerdik ya. böyle converse'e damalar çizerdik, damalı bileklik takardık böyle metallica tişörtleri falan. ama tabi kimisi bırakıyor kimisi devam ediyor.

    şimdi... ne bırakması ne devam etmesi a göt beyinli! ulan popüler kültüre itaat eden kerkenezin tekisin işte. o ara kral tv'de emre aydın çıkıyor diye özendin, aynı şekil giyindin, sonra moda değişti sen de bıraktın. bu kadar basit! tabi kalp kırmak kötüdür, ve insanları insan olduğu için sevelim mottosuyla gayet sakin bir şekilde:
    -öyle. dedim.

    neyse işleri çıktı da allahtan bizim kılabır bi soru daha sormadı.

    şimdi bu furya ne zaman nasıl başladı?
    2004 kışıydı iyi hatırlıyorum. potansiyel serdar ortaç dinleyicisi bir arkadaş, al bak dedi bu adamı dinle senin tarzında müzik yapıyor. ve bana emre aydın'ın henüz albüm çıkarmadan kaydettiği mıyıl mıyıl mıyıldayan ezik bir aşk şarkısını gönderdi messengerdan.

    sonra emre aydın'ın adı sanı duyuldu yavaştan. eski grubu olan 6. cadde'nin mp3leri dönmeye başladı piyasada.

    ben o dönem 14 yaşındaydım. ve eş dost akraba sağolsun daha öncesinde en azından bir led zeppelin'in kadrosunu, neden dağıldığını ya da bir sid vicious'ın ne denli manyak olduğunu ve nasıl geberdiğini bir iki cümlelik de olsa anlatacak duruma getirmişlerdi beni. evet ben de özentiydim. ama viskisini alıp, dire straits konseri izleyen, video bitince odasına çekilip gitarıyla takılan eniştemin özentisiydim; eric clapton çalıp birasını içen teyzemin özentisiydim. ve onlara her gidişimde deli gibi atlardım o belgesel arşivine, o albümlere.

    çok değil, bu furyadan 2 yıl kadar önce ilk ve kırmızı converse'imi giyip okula gittiğimde benimle alay eden (o yüzden net hatırlıyorum tarihi) arkadaşlarım birer birer converse almaya, siyah pantolonlar giymeye, tırnak uzatıp gitara heves etmeye başladılar.

    derken çilekeş çıktı piyasaya... power akorlarla bezenmiş, fazlaca duygusal sözlerle süslenmiş, bir solosu dahi olmayan saçma sapan şarkılarıyla bizim ergenyusları coşturdular.

    o dönemin sanal alemi olan messenger space'e her gün gitarlı, converse'li, devil horn'lu pozlarını koyup duruyorlardı.

    neyse ki o dönem küpe moda olmuştu da kulağımı deldirdiğimde babam "neyse bi heves işte" demişti ve kalayı basmamıştı.

    sonra o kadar çoğaldı ki bu tipler, rock müzik dinliyorum demekten utandım. at izi it izine karışmıştı. kimsenin tipine bakıp entelektüel seviyesini sökemiyordun. liseden arkadaşlar ediniyordum mesela, birebir aynı görünüyorduk. sonra eve gidiyoruz içiyoruz falan derken, ben kargo'dan bad'lik amiri çalıyorum, kız "gripin yok mu yea" diyor; hay sikeyim diyerek muhabbeti o gün kesiyorsun falan.

    ihtiyaç molası'nın albümünü almışım bi heyecanla, gene yeni edindiğim arkadaşlara dinletiyorum. bi s*kimi anlamıyor ve şu cümleyi kuruyor ardından: " duman muman, her şeyi yak yok mu yea".

    o dönem dandadadan, deja-vu, kaçak, yeni harman gibi birçok grup çıkmış; ne kimse duydu ne kimse dinledi. e o imoşınıl ezik ruh hallerine hitap etmiyordu...

    bir de eskiden beri dinlediğimiz ama o dönem piç edilen müzisyenler oldu. mor ve ötesi'ni boka batırdılar, e duman ayağa düştü, aylin aslım piç oldu... şebnem ferah ki hala bırakmadılar onu. ki şebnem de artık onlara hitap eder oldu.

    neyse ki şimdilerde söndü bu furya, ve herkes yerlerine dağıldı. ancak fevkalade kamufle olanları da varmış bu özenenlerin, şimdi anlıyorum. rock bara gidip birlikte "boooorn to bii vaaaaaaaaaaylddd" diye çığırdığım bir arkadaşım, geçen gün demet akalın paylaşmış idi... işte o zaman dedim ki koyim bu popüler kültüre...

    işte böyle bir dönemdi o dönem. ama geçti. iyi ki geçti. o dönemin gruplarını epey eksik saydım lakin aklıma gelen bu kadardı.

    ve dağınık olmayan bir mesaj da verelim son olarak:
    popüler kültürün ta amına koyim ben!

... tümü ...

bizi takip edin

kötü sözlük © 2010 - 2015 (zaman nasıl geçiyor)

bu sayfada başlığı hakkında kötü sözlük yazarlarının yazdıkları subjektif yorumlar bulunmaktadır ve ile ilgili tüm içeriği sözlük yazarları oluşturmaktadır. başlığına yazılanların hepsi doğru olmamakla beraber sadece kötü sözlük yazarlarını bağlamaktadır. kötü sözlük olarak amacımız, yazarlarımız sayesinde sürekli gelişen, değişen bir bilgi ve paylaşım platformu oluşturmak ve bu platformun mümkün olacak en az kısıtlamayla gelişmesini ve güzelleşmesini sağlamaktır. kötü sözlük hepimizin katkılarıyla gerçeklerin yazıldığı, okunduğu, tartışıldığı, kritiğinin yapıldığı bir ortam olabilmek için yola çıkmıştır. (sıkıcı kısım başlıyor) ayrıca kötü sözlük'te yazılan her şey doğru olmayabilir, site içeriği 18 yaşından küçükler için sakıncalı da olabilir. dünyayı ele geçirmek gibi bir amacımız olmamasına rağmen tüm içerik creative commons by-nc-nd koşulları ile lisanslanmıştır.

bir takım şeyler: iletisim / şikayet / reklam - S.S.S. - istatistikler - facebook - twitter - google+