reklam !
-
çok ahım şahım olmayan; lakin yine de insanı geren bir korku filmi. başarısını anladığım an ise sinema çıkışında "ehe mehe bu ne abi." şeklinde yavşamamın ardından gece odada tek başıma yatarken muhtelif yerlerden gelen yusuf seslerini işittiğim andı. başta büyükelçi olmak üzere oyunculuklar çok parlak değil; lakin intihar eden hizmetçinin çatıdaki performansı cidden oscar'ı hak ediyor.
ukteyi veren: `runo ` *
notu: "film falan.. güzeldir.." -
korkutucu bir film. cidden korkutucu.
06.06.06'da manyaklık yapıp izlediğimiz film. fragmanını gördüğümüzde kim gider 6 haziranda bu filme ya demiştik. lakin gittik.
mavi gözlü bir çocuk vardı baş rolde. aman yareebbim! o çocuğun bakışları nasıl attırmıştı bir tarafımızı. normalde korku filmlerinde anlaşırdık arkadaşlarla, adam kapıdan girince hepimiz çığlık atacaz şeklinde. lakin bu filmde sözleşmeden aynı anda 4 arkadaş çığlığı bir bastık, duymayın gitsin.
işte öyle, korkunç bir filmdi the omen. -
sonunda iyilerin kazanmadığı nadir filmlerdendir.
-
the prodigy'nin invarders must die albümünün kesinlikle en iyi parçası, zaten elektronik müzik bir dinse zeus'u kesinlikle the prodigy'dir.
biat etmeyen bu şarkıyı dinleyip imana gelsin, secde etsin.
ps. radio edit'i o kadar lezzetli değil, albüm versiyonundan beslenin. -
konusu:
amerikan elçisi robert thorn'un eşi hüsranla sonuçlanan bir doğum yapar. adam karısının acı gerçeği öğrenmesini engelleyip bir başka bebeği sahiplenmelerini sağlar. fakat çocuk büyümeye başladıkça bazı tuhaf olaylar gerçekleşmeye başlayacaktır. intihar ve ölümlerin ardından baba, oğlunun gizemini çözmeye karar verir. ve onun şeytanla olan yakın ilişkilerine dair ipuçları keşfetmeye başlar.




