-
türk edebiyatının önemli romancılarından. şu an 91 yaşında.
--`alinti`--
akp hükümetinini başlattığı ''demokratik açılım'' çerçevesinde, başbakan recep tayyip erdoğan'ın edebiyatçılarla yaptığı toplantıya sağlık sorunları nedeniyle katılamadığını ifade eden yazar vedat türkali, erdoğan'a öneri ve eleştirilerini içeren bir mektup gönderdi.
tükali mektubunda ''oyuna getirildiniz sayın başbakan. bu yalnız sizin değil tüm türkiye'nin kaybıdır. ezilen bir halkın gerçek temsilcilerini dışlayarak, tutuklayarak, saldırarak, dağa çıkmak zorunda bırakılmış gençlerini yakarak bu temel, yaşamsal sorunumuzu kimse çözemez; ülkeye demokrasi getiremez'' dedi.
türkiye'nin yaşadığı sorunların demokratik bir anayasa ile mümkün olacağını vurgulayan vedat türkali, erdoğan'a yazdığı mektubunda şunları yazdı:
''bugünkü ortamda böyle bir anayasanın yapılabilmesi de güç görünür. ancak, binbir kirli oyunla türkiye'ye giydirilmiş, 82 anayasası adlı deli gömleğinden bir biçimde kurtulmamızın kuşkusuz ki önceliği var. bu yolda atılacak her adımın elimden geldiğince arkasında olmayı yurttaşlık borcu sayarım.''
türkiye'de yapılması gereken en acil işin akan kanın durdurulması olduğunun altını çizen vedat türkali, mektubunda şu görüşlerini dile getirdi:
''en acil iş olarak ülkede akan kanın, 'hemen, şu anda!' durdurulmasını beklediğimi söylememe izin veriniz! medyada bu günlerde, mağaraların içindekileri de yakan tankların ordu için satın alındığı duyuruluyor. yakılacak o gençler bizim çocuklarımız. böyle bir insanlık dışı atılımın sizi tarihe karşı ne duruma düşüreceğini lütfen düşünmenizi dilerim. tarihimizdeki 'dersim faciası'na, benzerinin eklenmesine seyirci kalmanın, bir devlet yöneticisine nasıl ağır sorumluluk yükleyeceğini söylememize gerek var mı? geçmişteki bir devlet başkanımızın, bu temel sorunumuzu çözme uğraşı vereceğine, yirmi sekiz kez başkaldırdıklarını, yenildiklerini, nerdeyse övünerek açıkladığı, bin yıldır birlikte yaşadığımız kardeş bir halkın çocukları olarak dağa çıkmak zorunda bırakılmış gençlere 'terörist' damgası vurmakla neyi çözebildik?''
türkiye'nin tarihi yanlış okuyarak kanla sorunları yok etmeye çalıştığını belirten türkali, başbakan'ı dönem dönem aynı yöntemi kullanmakla eleştirdi. açılım tartışlarınında kürtler'in siyasi temsilcilerinin dışında tutulmasını ''osmanlı oyunu'' olarak niteleyen türkali, ''bölge halklarının, yüzyıllar boyu kafasındaki 'kaypak osmanlı' devlet anlayışı yeniden canlandı'' ifadesini kullandı.
leyla zana'nın ''bu sorunu, amerikan, ingiliz, alman değil, biz kürtlerle türkler kendi aramızda çözeceğiz'' sözlerini hatırlatan türkali, ''tarih sizin önünüze böyle bir çözüm olanağı koymuştur sayın başbakan. onurlu çözüm, ortadoğu'daki amerikan oyunlarına düşmeden, oyuncularından da sakınılarak, ülkemizde, kendi halklarımızın öz temsilcileriyle birlikte sağlanabilir. bu tarihsel fırsatı doğru değerlendirmemek ülkemize çok şey kaybettirecektir'' diye yazdı.
vedat türkali, mektubunu şu sözlerle tamamladı:
''ben 91 yaşında, marksist-leninist bir roman yazarıyım; yılların yazı-sinema emekçisiyim. türkiye'nin en eski proleter devrimci partisinin, türkiye komünist partisi'nin bugüne kalan birkaç üyesinden biriyim. siz de, bildiğime göre, eski bir 'komünizmle mücadele' örgütü militanısınız. o tutumunuzun yanlışlığını, ülkemizin yoksul emekçi halklarına değil, iç-dış soygunculara yarar sağladığını bilirim. o oyunlarda kullanılan kişilerin de bugün bu gerçeği gördüklerini, bu bilince vardıklarını ummak isterim. bu pro-faşist tutumun komünist olmamakla hiçbir ilgisi yoktur.
bu gün siz 'şeriatçı'lıkla suçlanıyorsunuz; attığınız adımlara kuşkuyla bakılıyor. yukarıda da değindiğim gibi, islam'ın temel ilkesinin, bugün yeryüzüne egemen soygun düzeniyle bağdaşmayacağına inanırım. inanç dünyanıza, özünde saygılıyım. son romanımda da bu konuyu işlemeye çalıştım. 'şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde'. attığınızı gördüğüm her olumlu adıma, ön yargıya kapılmadan, gücüm yettiğince destek olmak isterim. inandığım doğru yol budur. bir ülkede demokrasi ortamı oluşturulmasının en ilkel koşulu da budur. bu temel ilkenin bir başbakanca özenle, titizlikle korunması gerekir.
eğer demokrasiye inanıyorsak, bir başbakanın, bir günler t.k.p.'de yer aldığını sandığı kişiye, geçmişine ilişkin gözdağı vermeğe kalkması, inandırıcılığını tehlikeye sokar. ne 'sosyal', ne de 'demokrat' olmayan uyanıklara, eski bir komünisti kolluyormuş havasında, ucuzundan solcu yiğitlenme olanağı kazandırır. (kemal anadol, deniz baykal'la aranızda geçmiş tartışmayı umarım anımsarsınız). bunun da ülkemize hayrı olmaz. görüyorsunuz ki, kimse için ön yargım yok sayın başbakan. sizi, geçmişinizdeki olaylar, ya da kutsal inançlarınız için suçlamak değil, yapacaklarınızdan ötürü kutlamak isterim.''
--`alinti`--
-
kitaplari tereddutsuz tavsiye edilebilecek olan, romanlarinda bol bol monologlara yer veren ve bunu ustalikla yapan usta yazar.
-
bir gün tek başına adlı romanı başucu kitaplarındandır.
-
"ben öcalan'ı görmek, konuşmak istiyorum. 12 yıldır hapsetmişler onu oraya. hiç kimseyle görüşmüyor. ama devletin kendi adamları gidiyor, görüyor onu. ama ben gidemiyorum. neden engel oluyorsun buna. şimdi buradan selam ve sevgilerimi gönderiyorum. selam ve sevgi benden ona" demiş ntv'de banu güven'in programında.
ulan sanki apo da sana meraklıydı!
şu son dönemde verilen demeçler öyle umutlandırıyor ki beni. şöyle bi bakıyorum; kendi tarihinin, kendi ihanetinin hesabını verememiş bir sözde komunist yazar bozuntusu çıkıp bol keseden atabiliyor. şimdi konuşursun değil mi anca? izin verdikleri zamanda, izin verdikleri ölçüde..ne kadar cesursun türkali, helal olsun sana!
yahu bırakın küçük enişteyi, salıverin gitsin!
-
asıl adı abdulkadir pirhasandır. deniz türkali ve barış pirhasan'ın babası yine deniz türkali'nin kızı olan zeynep cassalini'nin dedesidir. şahsıma göre en güzel kitabı bir gün tek başına romanıdır. seksen küsur yaşına rağmen halen dimdik durabilen yürekli bir insandır. ne roman yazmayı bırakmıştır, ne film çekme tasarılarından vazgeçmiştir. sekseninde bile, mesela, zeytin dikenlerdendir.
-
görüşleri ve sivri dili çok sevilesi yazar, dünya insanı ve adamın dibi.