bizi facebook'ta bulun !
-
türkiye cumhuriyeti gerçekten de redd-i miras üzerine kurulmuştur. ancak şimdilerde gerçek türk kültürüne dönüyoruz yavaş yavaş...
--- alıntı ---
yavuz bahadiroğlu
-----------------
“resmi ideoloji” nereye kadar?
demiştik ki, “cumhuriyet bir ‘redd-i miras’ üzerine kurulmuştur”.
alfabemizi reddettik...
kılık kıyafetimizi reddettik...
hukuk sistemimizi reddettik...
müziğimizi reddettik...
mimarimizi reddettik...
tarihimizi reddettik...
ecdadımızı reddettik...
ilhamını dinimizden alan köklü kurumlarımızı (medrese, tekke, zaviye) reddettik...
dilimizi reddettik...
hatta ve hatta dinimizi bile (âdeta) reddettik (en azından buna zorlandık)...
bunlar bir medeniyetin temel taşları sayıldığına göre de, medeniyetimizi reddettik.
tabii bir kimlik bunalımına sürüklenip arabeskleştik...
biraz batılı, biraz doğulu...
biraz amerika, biraz avrupa...
biraz roma, biraz mekke...
biraz müslüman, biraz hıristiyan (yaşam biçimi olarak)...
biraz muhafazakâr, biraz devrimci...
biraz mafya, biraz kanun!
bu yüzden hemen her sahada bitmez tükenmez tereddütler, hemen her alanda şaşkınlıklar, hemen her şey yaz-boz tahtası...
istikrar kırmızı mumla aranıyor!
ayrıca, yaşanan “redd-i miras”, işte bu türden “kültür ihtilâli”nin eseridir!
hatırlayalım ki, “kültür ihtilâli” dünyada yalnız üç milletin başına geldi: çinlilerin, arnavutların ve türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının...
mao’nun ölümüyle çin bu yoldan döndü. hatta aralarında mao’nun karısının da bulunduğu “kültür ihtilâli” mimarlarını cezalandırdı, kadîm kültürüne sarılıp bunun moral etkisi sayesinde adeta “yeniden diriliş”i gerçekleştirdi (türkiye yeni anayasa sürecinde böyle bir yola girer mi dersiniz?).
çin’in birden bire ekonomik bir dev olma yoluna girmesi ve bu açıdan dünyayı tehdit etmeye başlaması tesadüflerle izah edilemez. kanaatimce bu hızlı atılımlar, çin’in yıllar sonra kendi kültürüyle nihayet buluşmasından gelen moral gücün sonucudur.
arnavutluk da, keza, enver hoca’nın ölümünden hemen sonra kültür ihtilâli yolunda kendini inkârdan vazgeçti. dinini ve kültür kaynaklarını yeniden keşfetmeye çıktı. kapatılan camileri, medreseleri, tekkeleri açtı. kılık kıyafet tercihini serbest bıraktı. kısaca “resmi ideoloji” denilen devlet dayatmacılığından döndü. şimdi, komünizmin çürüttüğü toplumsal dinamiklerini kurmaya ve dirilmeye çalışıyor.
kültür ihtilâline muhatap olan dünyanın üçüncü ülkesi türkiye ise benzer adımlar atıyor. ama büyük bir handikabı var: kemalizm! kemalistler türkiye’nin yeni başlangıçlar yapmasına izin vermiyorlar. etkili makamlarda (vaktiyle ele geçirdikleri) oldukları için de, direnip siyasetin işini zorlaştırıyorlar. sayın başbakan’ın sık sık bürokrasiden yakınması boşuna değil. engellendiğini düşünüyor. engelleniyor da...
ama direniş aşılamaz değil. bizim gibi son derece netameli bir coğrafyada yaşamak için her gün yenilenmek zorunda olan dinamik ülkelerde eski dogmaları ilânihaye sürdürmeye zaten imkân yok. 30’lu, 40’lı yılların ihtiyaçlarına göre oluşturulan sistemlerin yeni gelişen ihtiyaçlara hem cevap veremediği, hem de bu yüzden ülkeleri tıkadığı biliniyor. kim bundan daha fazla tıknefes olmak ister ki? tıkanmışlıktan nemalananlar hariç...
kısacası, türkiye, bu çağı da ıskalamamak için, hızla değişmek zorunda...
yavuz bahadıroğlu - yeni akit (2011-10-16)
--- alıntı --- -
ne gariptir ki sadece osmanlı'dan kalan borçları kabul etmiştir cumhuriyet.
-
-
red edilen her konu osmanlı'nın yani ecdadımızın çöküşüne neden olmuşlardır. eğer reddedilmeseydi bunlar ne türkiye olurdu, ne de özgür bir müslüman olabilirdik. mesela dilimizi red ettik çünkü okuma yazması zor olduğu için okuma yazma oranı çok düşüktü ve kadınların zaten okuma yazma oranı erkeklerden de düşüktü. halk cahil olunca yönetmesi de daha kolay oluyordu. tarihimizi, dinimizi, ecdadımızı, müziğimizi ve mimarimizi hiçbir zaman reddetmedik. asla saygısızlık edildiğini de düşünmüyorum kendi açımdan. biraz mafyaymış biraz devrimmiş, yazının nereden alındığı belli olduğu için pek bir yoruma gerek yok ama eğer bir devrim yapılacaksa ve devlet kurtulacak, halk özgürlüğüne kavuşacaksa bu yola taş koyana en sert şekilde karşı koyulmak zorundadır. siz, rica edersek biz burada bir devlet kuracağız deseydi o zamanki komutanlar ki herkesin önünde saygı ile eğildiği atamız, hem içteki hem dıştaki düşmanlar tabi efendim dileğiniz bizim için emir mi diyeceklerdi? neden batıya yöneldik, çünkü batı bilim ve teknolojide hızla ilerlerken, doğu ülkeleri ve özellikle arap ülkeleri sömürülmekten başka ne halt ediyorladı. gidip onları örnek alacak halimiz yoktu ya. hangi akıl mantık bunu kabul eder. ayrıca o ülkeler her daim bizi sırtımızdan vurmak için zaman kollarken, hala onları örnek almaya çalışanların aklına şaşarım. evet değişmek fikrinde hem fikirim, artık yönetilenlerin kafasının değişmesi gerekiyor ki bu ülke gelişsin. yoksa değişimden kasıt şeriate kavuşmaksa ben o zihniyetin içine s.çayım.
-
(bkz: latin alfabesini medeniyet sanan cahil)
(bkz: arap harflerinin türkçeye latin harflerinden daha uygun oluşu) -
ne güzel cumhuriyetti, bir zamanlar.
şeriatı ve hilafeti isteyen şerefsizleri; daha doğrusu feodalizmin emperyal olgularını kullanarak cahil insanları köleleştiren piç kurularına secde eden beyinsizler zümresinin nefret ettiği cumhuriyetti. yok artık, o cumhuriyet. -
(bkz: yavuz bahadıroğlu oğlu okumamış yazarlar isyanda)
adam nurcu kardeşimiz. bediüzzaman said nursi / hayatı tefekkürü mücadelesi kitabının yazarı daha ne diyim yani. -
türkiye cumhuriyeti değildir. reddi miras yapılan cumhuriyette borçlar ödenmez.




