sapık

  • --alinti--

    alfred hitchcock tarafından çekilen, senaryosu joseph stefano tarafından psikozlu bir katili hakkında yazılan 1960 tarihli korku ve gerilim filmidir. film, robert bloch'un wisconsinli katil ed gein'nin suçlarından esinlenerek yazdığı aynı adlı romanından uyarlanmıştır. film, bir sekreter olan marion crane (janet leigh) ve yalnız başına yaşayan bir motel sahibi norman bates (anthony perkins) arasındaki karşılaşmayı anlatır. film türkiye'de 24 ocak 1965'te gösterime girmiştir.

    --alinti--

  • tramvayda ellemeye kalkıp paparayı yiyen sonra yine ellemeye kalkan hayvandır.

  • uzun süre sap kalınca alınan -ık takısının etkisi.

    1
  • insanın beynine kan sıçratan ruhsağlığı bozuk yaratık.

  • cinsiyet olarak erkek olan kimse.lakin kimi erkek sapık olduğunu saklamak ister.

    (bkz: sapık erkek,dürüst erkek.)

  • duş sahnesiyle ünlü alfred hitchcock filmi. duş perdesinin ardından görünen eli bıçaklı adam silüeti kült olmuştur. psikolojik gerilik-korku filmleri içinde türünün öncülerindendir.

  • kuran'daki hakaretlerden birisidir, şu şekilde yer alır:

    fatiha (7) : bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

    bakara (16) : işte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. (175) işte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) (256) dinde zorlama yoktur. çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. o halde kim tağûtu tanımayıp allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    al-i imran (90) : şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. işte onlar sapıkların ta kendileridir. (164) andolsun, allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

    nisa (116) : şüphesiz allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. allah'a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür. (136) ey iman edenler! allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. kim allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur.

    a'raf (146) : yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. doğru yolu görseler onu yol edinmezler. ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. bu, onların, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.

    ibrahim (3) : dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. (18) rablerini inkar edenlerin durumu şudur: onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. (dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. işte bu derin sapıklıktır.

    nahl (36) : andolsun biz, her ümmete, "allah'a kulluk edin, tağûttan kaçının" diye peygamber gönderdik. allah onlardan kimini doğru yola iletti, onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.

    hac (12) : o, allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. bu da derin sapıklığın ta kendisidir.

    neml (81) : körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. ancak ayetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.

    şu'ara (97) : "allah'a andolsun! biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

    sebe' (8) : "allah'a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?" hayır öyle değil! ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler.

    zümer (22) : allah'ın, göğsünü islam'a açtığı, böylece rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? allah'ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! işte onlar açık bir sapıklık içindedirler.

    fussilet (52) : de ki: "ne dersiniz? eğer o (kur'an) allah katından olup da siz de onu inkar etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?"

    şûra (18) : kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. inananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. iyi bilin ki, kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.

    zuhruf (40) : sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?

    ahkaf (32) : kim allah'ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde allah'ı aciz bırakacak değildir. kendisi için allah'tan başka dostlar da bulunmaz. işte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

    kaf (27) : arkadaşı (olan şeytan) der ki: "ey rabbimiz! onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi."

  • konusu:
    bir şirkette ofis elemanı olarak çalışan marion crane (janet leigh) adlı bir kadın bankaya yatırması gereken 40.000 doları çalıyor. sevgilisi sam'le buluşmak için california'ya doğru yola çıkan crane, gece olunca bir otelde konaklamak istiyor. bates motel'de bir otel tutuyor. otelin yönetici norman (anthony perkins) adındaki sessiz, sakin ve annesiyle yaşayan bir adamdır ayrıca marion'a da çok iyi davranıyordur. daha sonra marion akşam yemeğini bitirip duşa giriyor. duştayken beklenmedik bir saldırı sonucunda hayatta olarak gördüğü son görüntü kendisine defalarca bıçak saplayan biri oluyorâ…

  • sözlük karşılığı "tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal" olmasına karşın; sadece taciz ve tecavüzla bağlantısı kurulan kavram.

    1
  • bi yarım saat bir saat önce işten çıkıp dolmuşa bindim.neyse dolmuşla 10 dakika falan gittikten sonra ışıklarda dolmuştan indim, bekliyorum.tam karşıya geçecekken, baya eli yüzü düzgün. *bir adam pat diye çektiğim kısa metrajlı film için ayakkabılarınızın bir görüntüsünü alabilir miyim?, dedi. önce dumur.sonra korku ve panikle hayır, teşekkürler falan diye adama derdimi anlatmaya saçmalamayla karışık can cekişmeye başladım. işin garibi adam hala eli çenesinde* gerçekten çok şık ayakkabılarınız diye ayakkabılarıma bakıyor. allahtan ışık yandı hızlıca karşıya yürümeye başladım.sonra sinirlerim boşaldı ulan dedim adama deseydim ya abicim ben komple bacağı sana veriyim al ünlü yap,ben olamadım o olsun. sonra zaten yolda tıkır tıkır topuklularıyla kahkaha atan birisini gördüyseniz bu akşam muhtemelen o benimdir sevgili sözlük.

  • duş sahnesi merakıyla izlemek istediğim, izlemeye sabrım olmayacağını düşündürten filmdir.

    bizi takip edin