-
bir öksürük sesiyle uyanmaktan sigaraya sarılıyorum..
gözlerim,içime sonbaharı müjdeliyecekken,
yayın akışı kesiliyor..kalbimin çekimi giderek zayıflaşıyor..
güneşin arkasına saklanmış bulanık bir perde gibi olmuşken,
kapıyı açıp nikotin bulutlarının geçiş törenini izliyorum,
nefesim kesiliyor..sedye olmuş omuzlarım tarafından acil mutfağa kaldırılıyorum..
ve kanımdaki alkolün mırıldanışı..kaldırım aralarına döktüğüm umutlarım,bana yarından söz ediyor..birden saçları kıvırcık kız geliyor aklıma..
kanepesinde hayatın bir eskici gibi otururken
ikinci el saatler boyu renkli saçlı kız ağlardı ellerimle
makyajıyla güneşi karalardı, yorulduğunu fısıldardı..
hoşçakal sözleri alnından damlardı üstüne başına..
belki başka bir hayatta başka bir fincanda..
görüşmek üzere..
-
her gece sabaha karşı yavaşça bir mazeretim oluveriyor..
kendiligimden deliriyorum...
ve düzenli olarak raporlar yazıp altına imzalar atıyorum...
büyüdüm ve kirlendim..
-
başka sızılar topluyorum başka insanların vücudundan..
yorgun düşüyor yastıklarda tüm uykusuzluklar..
perde perde kapalı tüm odalar..
gözbebeklerim hala yanabiliyor..
bir fotoğraf karesine yalnızlığımı sığdırmaya çalışıyorum..
-
tehtid etsemde kendimi; sahici bir ölüm seçemiyorum
en güzel vedalaşmalar listemden...
hatırlarmısın? bir kuş çizmiştim zemine gözyaşımla..ben hep kendimi kandırıyordum..
-
okadar alkollüyümki şu dakika ne düşündüğümden bile emin değilim..
-
bakma ruhuma!
göğsüm garip kanar benim.
aşık sanırken ve tanırken aşk bizi;
denize düşenler gelirdi aklına.
denizimize düşen vardı ya!
hani susuşları durgun...
hani duruşları solgun...
hani bakışları yorgun...
işte o;
bir yılanı tanırdı böyle.
bir de ben;
kendime düşerken seni...
-
uyandım.
güneş toplamış bavulunu gitmiş şehirden.
sokak tadını çıkarıyor yağmurun.
bulutlar hayli alkollü hiçbiri burnunun ucunu göremiyor.
gökyüzünden fırtına öncesi detone melodiler yayılırken.
''ne garip benim içimde yaprak bile kımıldamıyor.
oysa tetikte bekliyor rüzgar...''
uyandım.
oda taş kesmiş.
penceremde adresini şaşırmış bir eylül akşamı.
en başta takvimler kabullenemiyor zaten gösterdikleri günleri.
mesela bugün perşembe ama inatla salı pazarı kurulmuş semtime.
malum salı sendromu var geçmişimizde...
uyandım.
doğruluyorum yatağımdan. doğruluyorum ağzımdaki açık seçik yalanları.
oda buz kesmiş.
radyoda geceden kalma bir şarkı.
açık unutulmuş hüzünler.
40 w yıldızların fayda etmediği karanlık.
sandalyeler zor ayakta duruyor çünkü masadan kaldırılmamış hala sancılarım.
hala fişten çekilmemiş kelimeler.
harfler darmadağın;
dil yorgun; boşa yanıyor cümleler.
''kime ait olduğunu bilmediğim bir not göğsümün üstünde;
-tebessümle karşılamalısın artık ölümü.
tanrı birine bakmış içimde ama çıkartamamış herhalde nereden hatırladığını...''
yaşamak şimdi ekmeğine katık etmektir gözyaşlarını.
ağlama duvarına çivilenmiş çünkü ahşap çerçevesi ömrümün.
çünkü vesikalık gülüşlerimi öfkelenip çekmeceye kapatmışım.
fotoğraf karelerinde takındığım suretten utanıyorum...
uyandım.
oda lal kesmiş.
sesimi hiçbir yere iletemeyince santraller,
ahize telefonla koparmış bağını.
ölü ya da diri aranmıyorum anlayacağınız.
nefesim yettiğince bağırıyorum susturulduklarımı.
günahlarımı durulamaya gidiyorum ağır adımlarla.
musluğun altına dayıyorum eski sevişmeleri.
tenimden düşen bin parça.
gömleğimi yine ters giymişim.
sakallarımın jiletlere direnişini izliyorum bir süre aynada.
''gözlerim karıncalı gösteriyor sabahları.
işaret parmağımla dudaklarımı kesiyorum. ki bu sus demek tıp literatüründe...''
yüzümde birçok ihanetin eksik delilleri.
sırrı çözülememiş cinayetler asılı kirpiklerimde.
ipuçlarından saçlarımın cesetlerine ulaşmak mümkün.
mümkün suç oranını alnımda hesaplamak.
iyi de mutlaka bir yol olmalı geri dönmek için.
nerede başladım bu hikayeye bak şimdi neresindeyim özgür'lüğün.
ismim alay konusu olmuş esaretime.
''öznesi gizli mektuplar yolluyorum durmadan kendime.
postada takılmasın diye dua ediyor yalnızlığım.
sadece çocukluğumdan cevap bekliyorum...''
''benim; tehlike anında göz bebekleri büyüyen baykuşlarım vardı.
tanıdığım güller vardı dikenlerini karşılıksız seven.
alzheimer hastası aşklarım...''
incir çekirdeğini dolduran nedenlerim vardı.
harcanmış zamanlar kuyusuna attığım dilek paralarım.
uçurum uçurum aranan intihar ihtimallerim ve çok düşülesi boşluklarım vardı.
vardı yemin ederim. yoksa yok olsa hiç öyle söyler miyim?
çocuktum daha. gece 03â05 arası migren nöbetlerimde yatağım uzay gemisi olurdu.
sonra köpekbalıklarının yüzdüğü bir iskele ya da elm sokağı'nda köhne bir ev.
freddy krueger'la yan yana uzanmışlığım da oldu kapının
arkasındaki elbiseleri hayalet sanmışlığım da.
haklısınız uykuya dalmış numarasıyla kurtulduğum ebeveyn dayaklarını da unutmamalı.
unutmamalı ruhumun tuzruhuyla büyük benzerliklerini.
doktor hanım neden ısrar ediyorsunuz beni anlamamakta.
deli değilim çünkü delirdiğimin farkındayım.
kırık kahve fincanında öldü falım gördünüz ya
polisler bütün çingeneleri kodese tıktı.
kurtarın beni.. ilaçlarım!
kurtarın beni şu beyaz kağıtlardan.
lanet kalemimin yine çenesi düştü.
baksanıza, açık ediyor güç bela sterilize ettiğim yaralarımı.
galiba yoktan bir sevgili yarattım;
''seni es geçmeli diyorum bazen.
apse yapıyor hatıralar takdir edersin ki...''
kalp bazen yönünü şaşırıyor duracağı yeri karıştırıyor hatta.
seni karşılayabilir miyim? hep bunu merak ederdin ya.
sana az geldiğimi öğrenmiş oldun...
benim aşklara yeterli olmadığımı öğrendiğim gibi...
emir kipine rağmen sevmiştim seni.
git desen aksine dibine kadar sokuluyordum kimsesizliğinin.
sen ya da ben ve diğerleri. herkesin ankara'sı başkaydı.
başka başka sızıları barındırıyordu her semt.
kızılay'da bir adam beyninden vuruldu.
sokak aralarında fünye ile patlatılırken (şüpheli) yardım paketleri.
korkudan el ele tutuşan iki gölge ölü bulundu.
nicedir ayrılık geçmiyordu boğaz(ım)dan. içimde devrik bir cümleydin belki sen.
bense imla hatasıydım gözlerinde. meğer seni izah edememişim. beğenmediler acılarımı!
evet doğru.
herkesin şehri başkaydı.
başka başkaydı insana verilen değer.
ucu sivriliyor sözlerimin senden bahsedince. neden?
saatte iyice geç oldu.
kaç günü akşam ettim seninle.
kaç mevsim değişti ellerimin mesaisinde.
yelkovanların iş yavaşlatma eylemleri sürerken.
bu tımarhanenin sokağa nazır penceresinden daha kaç vakit seyredilir ki hayat.
bir bardak çay daha çıkar mı sence gözlerinin deminden.
çok sigara yakılası güzelliğin rahat bırakır mı peki beni; biraz uyusam.
tavana astığım bakışlarımı yastığımın altına saklasam.
ne dersin? üzülme seni yazmaktan vazgeçmedim.
maksat;
yarına da bir şeyler kalsın!
-
kendine yazık ediyorsun diyen insanları bir türlü anlayamıyorum..
-
gözlerime iyi bak...
sende kaldılar çünkü...
git.. sadece git...
göz çukurumu bir boşluğa mahkum edip
çantanda yer varsa pişmanlıklarından
gözlerimi de al ve git...
onlar baksın sana
baksınâ¦
yanında....yanında elini tutan kim varsa
ona da...
-
herşey bu kadarmı sıkıcı olur..