reklam !
-
sözlükte çoğu zaman karşılaştığım durumdur. kendim için de, sözlük yazarları için de.
bunun da bir çok nedeni olduğu kanısına vardım. bir çok öğesi olduğu gibi, değişken ve tutarsız nedenler çoğu zaman.
herkes günlük hayatta yaşadığı tecrübeleri buraya aktarmak adına, düşüncelerini paylaşarak döktürüyor çok şükür.
gündelik olaylar, skandal ve polemikler, günün anlam ve önemi doğrultusunda çok daha fazla başlık ve entryi de beraberinde getiriyor haliyle.
belirli ve benzer bir başlık var mıydı bilemiyorum, ama bu başlığın farklı anlamlar taşınması düşüncesindeyim.
genelde ne hakkında yazıyoruz?
örneğin siyaset;
referandum, rte, laiklik, demokrasi, anayasa, kürt ve ermeni sorunu, zihniyet gibi olaylar.. gün içinde ülkemiz ve dünya adına olan gelişmelerle ilgili göreceli ve değişken; kabul gören görmeyen her türlü şeyi yazıyoruz.
mesela kadın erkek ilişkileri;
aşk, cinsellik, sevgi, bağlılıklar, tutarsızlıklar vs.. vs..
komik, şaşırtıcı, ilham verici, aşağılayıcı, bağnaz, sadist ne varsa içimizde, bu tecrübeleri aktarıyoruz.
ha bir de sözlük var tabi..
sözlük yönetimi, moderatörler , özel mesajların okunması, haksızlık, hak, hukuk, özgürlük, dünyayı ele geçirme planları, `oy sistemi`, kötü sözlük hakkındaki her şey.
düşünce ve fikirler; farklı olmalıdır. normal olan da budur. bunun üzerindeki düşüncelerimi aktarırken bile yorgun hissediyorsam, bende de, burda da, toplumun genelinde de vardır bir şey.
bu verdiğim 3 örnekte de, tahriklere kapılmak denen şey ortaya çıkıyor, baş gösteriyor, hatta ve hatta başı çekiyor.
beğenmediğiniz, yani beğenmediğinizi söyleyip, dile getirip ya da getirmeyip; üstüne de yorumladığınız sabun köpüğü olaylar, bu 3 örnekte de çoğaltılabilir yan örneklemeleriyle mevcut halde.
size uymadığını düşündüğünüz; işinize gelmediği ya da beğenmediğiniz her hangi bir şey için çok fazla zaman harcarsınız ya, işte yazmak isteyip de yazamamak o zaman devreye giriyor da, biz fark etmiyoruz.
söylemek istediğimiz çok şey var hepimizin.
oturup konuşabilsek ya.
adam gibi.
tanısaydım, çaya beklerdim hepinizi.
-
o kadar birikmiştir ki söyleyeceklerin.. ve dinleyecek kimse yoktur artık. insanların seni anlamayacağından korkarsın. ya da daha kötüsü anlayacaklarından.. gözlerin dolar, ağlayamazsın.. o an düşüncelerini duyabileceğin, içini dökebileceğin tek yer bir beyaz kağıttır.. alırsın eline kalemi.. her seferinde binlerce kelimeyi ard arda dökebilen ellerin öylece kalır kaleme sarılmış halde. deli gibi sayfalarca yazı yazmayı istesen de tek kelime çıkmaz kaleminden. işte o zaman farkedersin; daha önce hiç böyle acılar yaşamadığını..
kalem, kağıt işine yaramadığı bu durumda bilgisayarın başına geçersin. kimseyle konuşacak gücün yoktur.. sözlük açılır başlıklara bakılır.. her başlığın altında ufak bir entry deneme girişiminde bulunur sonra siliverirsin "olmadı bu" deyip..
falan böyle bir durum işte..
not: silmeden gönderilmeli. *




