reklam !
-
yokluğu hatırlatan bir kelime olmakla birlikte, doğu felsefesini de içinde barındırır. doğulu insan tanrı karşısında her zaman hiçliği yokluğu seçerken; batı insanı hep'in peşindedir. bu sebeple eskilerin duvarlarını edeb yahu ile birlikte süslemekteydi.
-
(bkz: neyzen tevfik)
-
ertelemek, yaşamın mayasını kaçırır.
kızdıysan bağır, sevindiysen söyle, acıktıysan ye, uykun geldiyse yat, özlediysen arkasından koş, sıkıldıysan çarp kapıyı çık, konuşmak istiyorsan konuş.
sonraya ertelenen ne varsa ruhunu, kokusunu, tazeliğini, öz suyunu yitirir.
söylenmeyen sözlerde zaman aşımına uğrarlar.
yaşlanmaya benzer bu: sözcüklerde büzüşüp, küçülürler. geriye dönüş yapıldığında o vurucu gücü, etkiyi beklemek hayaldir." -
-slm napıyon
-hiç sen
-hiç -
cevap olarak verildiğinde, çok şeyin olup, bunu anlatamayacak kadar yorgun veya karşı taraftakinin
anlayamayacağı kadar dolu olduğu anlamında da kullanılır, ha kim anlar bunu o ayrı tabii. -
bütün gün gezip çizgisiz dosya kağıdı almamış öğrencinin, akşamın bi vakti ödevine başlamak isteyip yazı yazacak bir yeri olmadığında ertesi gün hocaya teslim edeceği şey. hiç.
-
aynı zamanda `hep` ve `her` olan hede. felsefik bir bakış açısı ile yaklaşıldığı vakit, derinliği öldürücü olabilir.
-
-
"varmak için heplere önce hiçi göze almalısın." cümlesiyle `yasemin mori` nin çok güzel özetlediği kavram.
-
türkçedeki en manalı kelimelerden birisidir aslında. "şey" gibi, "her" gibi...




