vefa küçük'ün kel kafasındaki rakı bardağı olmak

  • bir latin draması, televole kültürünün genç beyinlere attığı büyük kazık, 90'lardan bir esinti.

    bir birikim, olabildiğince tecrübe ve bir o kadar da denge isteyen bir eylemdir.

    dünyada başka ülke yokmuş gibi, kamp yapmak için brezilya'ya giden fenerbahçe takımına bazı yöneticiler ve televole ekibi de eşlik etmişti. maçlar, ağır idmanlar, testler derken sıra eğlenmeye gelmişti. eğlencenin bokunu çıkarmak amacıyla büyük baskan ali sen, sambalı mambalı bir gece tertip etmişti. bu eğlencenin fikir babasının ali şen'in 3095485 senelik arkadaşı franz beckenbauer olduğu da rivayet edilir. neyse, konumuza dönelim:

    o gece rio'da büyük fırtınalar kopacağı belliydi. hava pusluydu ve sinsice bir rüzgar esiyordu. ali şen, selim soydan, şadan kalkavan ve ömer çavuşoğlu, odasında dinlenmekte olan vefa küçük'ü aradılar.

    - vefaaaa!! diye seslendi ali şen alaycı bir tavırla.
    + efendim başkanım dedi vefa küçük ise son derece centilmen bir üslupla.
    - hadi hazırlan, aleme gidiyoruz!
    + elbette sayın başkan, hemen hazırlanıyorum.

    vefa küçük, kendisine kurulan sinsice ve hain plandan bihaber olarak eğlence mekanına girdi. etrafta bir sürü masa ve yüksek sesli bir müzik hemen fark ediliyordu. vefa küçük masum bir şekilde yerine oturdu.

    derken sporcular da geldi ve eğlence başladı. esmer tenli, kıvrak belli kızlar oyuncuları dansa kaldırıyor, kahkahalar havada uçuşuyordu. alkol ve eğlence almış başını gitmişti. derken hain plan sahnelenmeye başladı:

    ali şen, türkiye'den yanında getirdiği sulukule hits vol.5 cd'sini garsona verdi ve çalmasını istedi. içkinin de tesiriyle artık herkes gevşemiş, neşe içinde eğlencesini sürdürüyordu. müzik çalmaya başladı...

    o anda vefa küçük başına geleceklerden habersiz, ritim tutuyor, aylar sonra böyle eğlenebildiği için kendini şanslı hissediyordu. içi neşe ve heyecan ile kaplıydı. ayağa kalkıp el çırpmaya başladı.

    ali şen ise 'fırsat bu fırsat' diye içinden geçirdi ve vefa küçük'ün yanına gelerek göbek dansı icra etmeye koyuldu. ali şen'in hem başka olarak, hem de daha uzun bir insan olarak vefa küçük'e göre belirgin bir avantajı vardı. vefa olacaklardan hala habersizdi.

    ali şen elini arkadan selim soydan'a doğru sallayarak, rakı kadehini eline gizlice vermesini işaret etti. selim abi, ustaca bir hareketle önünde duran rakı kadehini alıp, ali şen'in eline tutuşturdu. artık yapılacak bir hareket kalmıştı: son darbeyi vurmak.

    ali şen, vefa küçük'ün iyice kendinden geçtiğini hissetmişti. bunca yıllık başkanlık ve liderlik keriyeri, ona insanları tanıma özelliğini de bahşetmişti elbette. artık vakit tamamdı, kadehi birden vefa küçük'ün kafasının üzerine koydu ve vefa'ya kıpraşmamasını söyledi.

    işte o anda, can tanrıyar, akın sel ve bilumum televole acar muhabiri, zavallı adamcağızın etrafını sardı. kameralar, flaşlar acımasızca vefa küçük'ün kel kafasında patlıyordu sanki. ali şen ise 'oyna vefacım oyna!' diye zxevkten dört köşe olmuştu adeta.

    o gece türk futbol tarihine kara bir leke olarak geçti.

    r.i.p. rakı kadehi...

    3

    bizi takip edin